top of page

Bütçe Yönetimi, Harcama ve Birikim


Bir önceki yazımızda finansal okuryazarlığın temel tanımlarını ve ana öğretilerini ele almıştık. Bu yazımızda ise finansal okuryazarlığın günlük hayata en somut yansıması olan bütçe yönetimi, harcama alışkanlıkları ve birikim konularına odaklanıyoruz.


Günümüzde insanların büyük bir ortak özelliği bulunuyor: harcamak ve tüketmek. Çoğu zaman ihtiyaçlarımızdan fazlasını istiyor, daha fazlasına sahip olmayı hedefliyoruz. Ancak hem ülkemizde hem de dünyada ekonomik göstergeler, israfa dayalı tüketim alışkanlıklarının sürdürülebilir olmadığını açık biçimde ortaya koyuyor.


Bu noktada tasarruf kavramı, yalnızca bireysel bir tercih değil; hem kendimiz hem de içinde yaşadığımız dünya için bir umut ışığı hâline geliyor. Tasarruf edebilmenin ilk ve en önemli adımı ise ihtiyaç ile istek arasındaki ayrımı doğru yapabilmektir.

 



İhtiyaç ve İstek Arasındaki Fark


İhtiyaç, yaşamımızı sağlıklı ve sürdürülebilir biçimde devam ettirebilmemiz için mutlaka karşılanması gereken harcamaları ifade eder. Beslenme, barınma, giyim ve ulaşım gibi temel yaşamsal unsurlar bu kapsama girer.


Temel ihtiyaçların yanı sıra, ilk bakışta istek gibi görünen ancak bireyin geleceğine katkı sağlayan bazı harcamalar da vardır. Kişinin ileride kendisine gelir veya değer olarak geri döneceğini düşündüğü bu tür harcamalara yatırım gözüyle bakılabilir. Örneğin üniversite mezunu bir gencin yüksek lisans ya da doktora yapma isteği, klasik anlamda bir ihtiyaç gibi görünmeyebilir; ancak günümüz dünyasında bu tür harcamalar çoğu zaman yatırım amaçlı bir ihtiyaç olarak değerlendirilir.



İstek ise elde edildiğinde mutluluk veren, kişiden kişiye değişen ve sınırı olmayan ürün ve hizmetleri ifade eder. Yemek yemek bir ihtiyaçken, sık sık dışarıda yemek yemek bir istektir. Giyinmek bir ihtiyaçtır; ancak gereğinden fazla giyim alışverişi yapmak bir istektir. Para yönetimindeki esas beceri, bu ayrımı doğru şekilde yapabilmektir.


İstekleri değerlendirirken dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta da şudur: Bu harcama gerçekten bir istek mi, yoksa anlık bir dürtü mü? Bu ayrımı yapabilmek, finansal disiplin yolunda atılan en önemli adımlardan biridir. Harcama yapmadan önce kendimize “Bu bir ihtiyaç mı, yoksa bir istek mi?” sorusunu sormak, davranışlarımızı büyük ölçüde şekillendirir.

 



Harcama Bilinci ve İsraf


Tüketimin ve harcamanın hesaplanarak, araştırılarak ve bilinçli şekilde yapılması beklenen ve sağlıklı bir davranıştır. Buna karşılık, ihtiyaç olmayan ürünleri tüketmek, gereksiz harcamalar yapmak, fazlasını çöpe atmak ya da gerekli olmayan tüketimler için borçlanmak da israfın farklı biçimleridir.


Elbette hayat yalnızca ihtiyaçlardan ibaret değildir. Bütçe yapma alışkanlığı kazanmış bireyler, bütçelerinde isteklerine ne kadar yer ayırabileceklerini net biçimde görebilirler. Ancak burada önerilen yaklaşım, ihtiyaçlardan arta kalan gelirin tamamını isteklere harcamak değildir.

 



Birikim Alışkanlığı ve Hedefler


Mümkün olduğu ölçüde gelirin en az %10’unun birikim için ayrılması önerilir. Birikim olmadan sağlıklı bir finansal planlamadan söz etmek güçtür. Ancak birikim yapmanın kendisi kadar, ne için biriktirdiğimizin bilincinde olmak da büyük önem taşır. Bu bilinç, hedeflerimize ulaşmak için izleyeceğimiz yolu netleştirir.


Örneğin bir öğrenci için emeklilik birikimi çok uzak ve kolayca ertelenebilir bir hedef gibi görünebilir. Buna karşılık bir sonraki tatil hedefi daha yakın ama ulaşılması zor algılanabilir. Finansal okuryazarlığa sahip bir bireyin amaçlarından biri, kısa, orta ve uzun vadeli hedefler arasında denge kurabilmektir.


Geleceği için birikim yapmayan bireylerin sıklıkla dile getirdiği iki temel gerekçe vardır. İlki, “Elime toplu para geçerse tasarruf yapmaya başlarım” düşüncesidir. Bu yaklaşım tipik bir erteleme davranışıdır ve çoğu zaman temelsiz bir umuda dayanır. Oysa geçmiş deneyimler, özellikle kriz dönemleri, küçük de olsa bir birikime sahip olmanın ne kadar önemli olduğunu açıkça göstermiştir.


İkinci gerekçe ise “50–100 lirayla para mı biriktirilir?” düşüncesidir. Bu yaklaşım ciddi bir ön yargıdır. Küçük tutarlarla tasarruf etmeyi öğrenemeyen bireyler, ileride daha fazla gelir elde ettiklerinde de tasarruf etmekte zorlanırlar. Asıl kayıp, birikim alışkanlığının hiç kazanılamamasıdır.

 



Birikimleri Değerlendirmek


Birikimleri değerlendirirken en önemli husus, birikimin vadesi ile hedefin vadesinin uyumlu olmasıdır. Ülkemizde en çok tercih edilen tasarruf araçlarından biri kısa vadeli mevduatlardır. Kısa vadeli hedefler için bu araçlar uygun olabilirken, emeklilik gibi uzun vadeli hedefler için bireysel emeklilik sistemleri daha uyumlu bir seçenek sunar.


Birikimlerin yatırıldığı finansal ürünlerde temel amaç; zaman içinde getiri sağlamak ve enflasyon karşısında değer kaybetmemektir. Başka bir ifadeyle hedef, reel getiri elde etmektir. Bunu doğru şekilde değerlendirebilmek için faiz ve getiri hesaplamalarının temel mantığını bilmek gerekir. Bu konulara ise bir sonraki yazımızda değineceğiz.

 


Yorumlar


Tüm Sorularınız İçin Buradayız

İşinizi büyütmek, finansal süreçlerinizi geliştirmek veya aklınızdaki her konuda danışmak için bize ulaşabilirsiniz. Formu doldurun ya da direkt e-posta gönderin, en kısa sürede size geri dönüş yapalım.

Address

Bodrum Muğla Türkiye

Email

Phone

+90 546 761 78 23

©  2021 LuwianAgora

bottom of page